Bingöl,
Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat
bölümünde yer alır.
TARİH
Bingöl'ün
bilinen en eski ismi Cebel-Cur’dur. Cebel
dağ, Cur akan anlamındadır. Zamanla Çabakçur
şeklinde telaffuz edildiği ihtimali
kuvvetlidir. Evliya Çelebiye göre bu isim
Büyük İskender tarafından verilmiştir.
Rivayete göre, Büyük İskender
vücudundaki
dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere
başvurduğu halde şifa bulamaz. Bunun üzerine
Ab-Ul Hayat (ölümsüz hayat) suyunu aramaya
başlar. Uzun aramalardan sonra bulduğu bir
suyu içip dayanılmaz ağrılardan kurtulur.
Faydasını gördüğü bu suya cennet suyu
anlamına gelen Çabakçur adını verir ve
“Burada benim adıma bir kale yapın ve adını
Çabakçur koyun” der.
Çabakçur
adı daha sonra çeşitli kaynaklarda Mingöl
olarak karşımıza çıkar. Mingöl göller
bölgesi anlamındadır. Mingöl kelimesi de
zamanla halk tarafından Bingöl şeklinde
telaffuz edilmiş bin tane göl anlamındadır.
Zamanla
Bingöl'e bağ bahçe anlamına gelen Çevlik
denmiştir. Bu ad günümüzde yöre halkı
tarafından halen kullanılmaktadır.
1243
Selçukların Kösedağ savaşını kaybetmesiyle
Anadolu'da Moğol istilası başlamış ve Bingöl
Moğolların istilasına uğramıştır. Doğudan
gelen Moğol taarruzu karşısında
Harzemlilerden Bereket, Sarıhan aşiretleri
Cebellibereket'e, Solhan aşireti de aynı
ismi taşıyan mıntıkaya gelmişlerdir.
1514'de
Yavuz Sultan Selim Çabakçur’un kuzeyini,
Erzincan, Tercan ve Erzurum'u Osmanlıların
hakimiyetine almıştır.
Çabakçur
beylerinden Süleyman Bey, Osmanlıların
egemenliğini kabul edince, Çabakçur (Bingöl)
Osmanlılara geçti.
Çabakçur
ve havalisi Süleyman Bey’e, diğer kaleler de
Ahmet Bey’e düşmüştü. Osmanlı himayesinde
yaşayan bu kardeşler ilk zamanlarda iyi
geçindilerse de sonraları araları açıldı.
Kanuni
Sultan Süleyman Diyarbakır eyaletini teşkil
ettiğinde Çabakçur'u Sancak olarak buraya
bağladı. Bingöl Osmanlılar için önemli bir
yere sahipti. Çünkü Bingöl Osmanlıların
İran'a karşı yürüttüğü mücadelelerde bir üs
olarak kullanıldığı gibi ekonomik bakımdan
da önem arz etmektedir.
1874
yılında yapılan idari düzenleme ile 1881 de
Bitlis vilayeti kurulmuş, Çabakçur ve Genç
bölgesi Bitlis vilayetine, Kiğı Erzincan'a,
Karlıova Muş'a bağlanmışdır.
Osmanlılar, 1914 yılında I. Dünya savaşı
patlak verince Almanlardan satın aldığı
gemilerle Rusların Karadenizdeki Odesa
limanını bombalayarak savaşa girmiş oldu.
Birinci
Dünya Savaşı sırasında Ruslar Doğu
Anadolu’da hızla ilerlemeye başladılar. Bu
hızlı ilerleyiş esnasında Çabakçur’u işgal
ettiler. Ruslar’a karşı Kiğı ve Karir
dağlarında, Sığı boğazından, Eşek meydanına
kadar uzanan alanda bir savunma cephesi
kuruldu. Bu cephede o zaman herhangi bir
askeri birlik yoktu. Tamamen halk tarafından
oluşturulan milis kuvvetleri bulunmaktaydı.
Çanakkale Zaferi’nden sonra buradaki askeri
birlikler süratle doğuya kaydırıldı. 2. Ordu
Komutanı Ahmet İzzet Paşa karargahını
Çabakçur'un Gazik köyüne kurmuş, 2. Kolordu
Komutanı Faik Paşa ise karargahını Sancak
nahliyesinin Simsor köyüne kurarak ordu
birliklerini Karir dağları, Haciyan boğazı
ve Eşek meydanı cephelerine sevk etmiştir.
Ahmet İzzet Paşa bu arada Dersim’i Ruslara
karşı harekete geçirmek istiyordu. Bunun
için de Hormek aşireti reisi Küçük Ağa’yı
devreye soktu. Dersim’e giden Küçük Ağa bir
ay içinde Dersim ağalarından yirmi dört
aşiret reisini Ahmet İzzet Paşanın
karargahına gitmeye ikna etti. Bu cephede
yoğun çarpışmalar olmuş. Rus birlikleri bir
çok zaiyat vermiştir. 1917 Ekim Devrimi ile
Çarlık yıkıldı. İktidara gelenler 1. Dünya
Savaşı’ndan çekildiklerini ilan ederek
ordularını Doğu Anadolu bölgesinden
çektiler.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında
Elazığ’a, 1929’da ise Muş'a bağlanan
Çabakçur, 1936 yılında çıkarılan bir kanunla
il haline getirildi. 1945 yılında il merkezi
olan Çabakçur’un adı Bingöl olarak
değiştirilmiştir.
TARİHİ
ESERLER
Vatan
savunmasında kanlarını dökerek şehit olan
evlatlarını anmak ve gelecek nesillere
intikal ettirmek için bunların anısına Kiğı
Çanakçı köyünde Mürsel Paşa Abidesi,
Karlıova Azizan köyünde Azizan Abidesi Şeref
meydanında Şeref Meydanı Şehitliği Abidesi
dikilmiştir.
Kaleönü
Kalesi Bingöl merkezde bulunmaktadır.
Urartular zamanında konaklama amacıyla
yapılmıştır.
Kiğı Camii
ilçenin en eski eserlerindendir. Minarenin
üstündeki yazıdan; bu eserin, Bayındırlı Pir
Ali Bey, Bin İbrahim Bey tarafından Hicri
700 tarihinde inşa ettirildiği
anlaşılmaktadır.
İlçe
merkezinin güneydoğusunda yer alan Kiğı
Kalesi, çok sağlam bir yapıya sahiptir.
Etrafı sarp kayalıklarla kaplıdır. Kale
içinde bina harabeleri bulunmaktadır.
Kral Kızı
Kalesi Genç ilçe merkezine 2 kilometre
uzaklıktadır. Bir tepenin üzerinde bulunan
Kale'nin ancak yıkıntılarına
rastlanabilmektedir.
Kale'nin
asıl adı Dara’nın çeşmesi anlamında olan
Darahini'dir. Genç ilçesi eski adını bu
kaleden almıştır. Genç ilçesine bağlı
Sürekli köyü sınırları içinde Kümbet
şeklinde olan Kuba kalıntılarının
Akkoyunlular'dan, Uzun Hasan döneminden
kalma olduğu sanılmaktadır.
Zulümtepe
Harabeleri Bingöl il merkezinden 26
kilometre mesafede Bingöl-Muş Devlet
Karayolu üzerinde Çavuşlar köyünün Zulümtepe
mevkiinde bulunmaktadır.
İKLİM
Kuzeyden
gelen nemli-serin hava kütlelerine açık
olması ve yükselti faktörü sebebiyle Bingöl
ve çevresi yazları sıcak, kışları soğuk
geçmektedir.
COĞRAFİ
DURUM
Doğu
Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde
yer alan Bingöl, doğusunda Muş, kuzeyde
Erzincan ve Erzurum, batıda Tunceli ve
Elazığ, güneyde ise Diyarbakır ile komşudur.
Bingöl
arazisi çok dağlıktır. Yükseklikleri 3000
metreyi aşan dağlar bulunur. Dağlar
üzerindeki yaylalar ve düzlüklerin
yükseklikleri 2000 metreden aşağı düşmez.
Ova niteliğindeki yerler bile 1000 metrenin
üzerinde bulunmaktadır. Bingöl ovasının dört
tarafı dağ sıralarıyla çevrilidir. Dağların
yüksek kısımlarını doruklar, buzul gölleri;
etek kısımlarını ise moren kalıntıları
kaplar.
İlin
dağları Bingöl dağı, Karaömer dağı, Çötele
dağı, Gerdilek dağı, Şeytan dağı, Kuruca
dağı, Çavreş dağı, Haküstü dağı, Elbeyi
dağı, Gökdere dağı, Şerafettin dağı, Çiriş
dağı ve Sülbüs dağıdır.
Bingöl'ün
deniz seviyesinden yüksekliği 1151 metre
olduğu için arazinin yüzde 14.4'ü plato ve
vadilerden oluşmaktadır. İl toprakları, Doğu
Anadolu bölgesinin yüksek platoları ile
batıdaki engebeli alan arasında kalan bir
geçiş bölgesinde yer almaktadır. Bingöl'de
belli başlı en büyük vadiler; Göynük ırmağı
ve Murat ırmağı vadileridir. Murat ırmağı
vadisi ve Göynük Suyu vadisince uzanan
düzlükler dışında il, hemen hemen bütünüyle
dağlıktır. Murat Irmağı vadisi Doğu-Batı
doğrultulu, Göynük Suyu vadisi ise Batı-Doğu
doğrultulu olup, vadilerde otsu bitkiler
bulunur.
Coğrafi
yapısı itibariyle Bingöl'de çok sayıda yayla
mevcuttur. Bu yaylalar, zengin otlaklar ve
bitkilerle kaplı bulunmaktadır. 2500-3000
metreyi bulan yaylalar soğuk su ve temiz
hava deposu konumundadır.
Evliya
Çelebi Seyahatnamesi'nde Anadolu'nun meşhur
yaylalarını belirttikten sonra, yaylalar
arasında en seçme ve gönül alıcı olarak
Bingöl yaylalarını gösterir. Hayvancılık
için de çok elverişli olan bu yaylalar,
vazgeçilmez özelliklere sahiptir.
Yine bu
yaylalarda yapılan arıcılıktan elde edilen
bal yurdun her tarafından aranır duruma
gelmiştir.
İl
sınırları içindeki uzunluğu bakımından en
önemli akarsu Perisuyu’dur. Toplam 258
kilometre uzunluğa sahip Perisuyu'nun il
sınırları içersindeki uzunluğu ise 112
kilometredir. Murat nehri de ilin önemli
akarsularından biridir.
Çır
şelalesi Uzundere köyünün adını aldığı
derenin, Büyük Çır Taşı adı verilen 100
metre yükseklikteki kayalığın ortasından
geçen güzel görünümlü bir şelaledir.
Bingöl’de
çok sayıda mağara vardır. Kiğı Çiçektepe
köyü mağarası Sivri dağının eteğinde
bulunmaktadır. Zağ mağarası, Murat nehri
kıyısında, Gökçeli ve Yenidal köyleri
arasında sarp bir kayalıkta bulunmaktadır.
Murat nehrine bakan tarafı yerden 200-300
metre yükseklikte olup kayaların oyulmasıyla
yapılmıştır.
Mağara, üç
katlı mağaranın her bir katında da 26 oda
mevcuttur. Katlararası geçiş yuvarlak
bacalarla, odadan odaya geçişler ise
kapılarla sağlanmıştır.
Kalkanlı
köyü mağaraları birçok oyma sanatı ile
süslenmiştir.
Mağaralar
ve mağaraların çevrelediği şelale turistik
bir öneme sahiptir.
Kübik
mağarası, Karlıova ilçesinin Kübik köyü
yakınlarındadır. İçinde cilalı Taş ve Tunç
Devrine ait bazı kalıntılar vardır.
TURİZM
Bingöl’ün
turizmi doğa güzelliklerine dayanır.
Yaylalar ve doğal göllerin yanında göletler,
ormanlar, mesire yerleri, soğuk sular,
termal su kaynakları, içmeler, güneşin
doğuşu, Yüzen ada görülecek yerlerdendir.
Bingöl av turizmine ve kış sporları
etkinliklerine uygundur. Bingöl’de iki kayak
tesisi vardır. Kiğı ve merkez yol çatı
tesisi hizmete açıktır.
NÜFUS
Bingöl'ün
2000 yılı genel nüfus sayımında toplam
nüfusu 255.395'dir. Bingöl'ün merkez,
Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Solhan,
Yayladere ve Yedisu olmak üzere 8 ilçesi
vardır.
EĞİTİM
Bingöl'de
okuma ve yazma bilen nüfusun oranı ülke
genelinde olduğu gibi sürekli artış
göstermektedir. İl genelinde okuma ve yazma
oranı yüzde 91'dir.
TARIM-HAYVANCILIK
Bingöl’de
genel olarak iki tip toprak görülmektedir.
Meyilli - dalgalı ovalarda hakim olarak
kahverengi ve kırmızı kahverengi topraklar
görülür. Vadilerde alüviyal topraklar
görülmekle beraber, bu topraklar organik
maddece değişiklikler göstermektedir.
Bingöl’de
Nadas Alanlarını Daraltma projesi
uygulamasıyla bugdaygil-baklagil ekim nöbeti
yapılmış ve iyi verim alınmıştır. Bingöl'de
arıcılığın yanı sıra küçük baş ve büyük baş
hayvan yetiştiriciliği de yapılmaktadır.
SANAYİ
Bingöl il
merkezinde 154 işyeri kapasiteli bir Küçük
Sanayi Sitesi faaliyettedir.
TİCARET
Bingöl’ün
ticaretini; yağ, keçi kılı, ham deri, av
derisi gibi hayvan ürünleri ile her cins
hayvan alım ve satımı teşkil eder. Ceviz,
kitre ve çiriş de ticaret maddeleri arasında
yer alır.
Dokumacılık ev kadınlarının özel olarak
çalıştıkları ayrı bir iş koludur. Halkın
yüzde 80’i kendi dokumalarını
kullanmaktadır. Erkekler çuha kalınlığında
kuzu yününden el tezgahlarında dokunarak
meydana getirilen kumaşlardan yapılmış
elbiseler giyerler, kadınlar ise kendileri
için genellikle kahverengi pamuklu bez
dokurlar.
BİNGÖL’DE BASIN
Bingöl
Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2005
tarihli verilerine göre ilde 6 gazete yayın
hayatını sürdürmektedir.